Posts Tagged ‘istanbul’

Nezaket nereye gitti?

Perşembe, Aralık 22nd, 2011

Artık kelimenin anlamını bilen kaldı mı acaba?! Türkçe sözlükte nezaketin anlamı şöyle geçiyor:

nezaket (neza:ket) Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik, zarafet: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu. Güncel Türkçe Sözlük

Fazladan yapılan bir incelik, saygı ya da kraliyet ailesi bürokrasisi değil beklediğim. Normal, toplum içinde birlikte yaşamanın gerektirdiği, basit, net, herkesin birbirine saygılı olması ile ilgili bir incelik.

Nerede o eski İstanbul beyefendileri, hanımefendileri diyecek bir yaşta değilim. Hatta o günleri bilmem bile, ama son zamanlarda gözlemlediğim insan davranışları ne yazık ki bana bile ne olmuş bu insanlara dedirtiyor.

Sabah otobüse binerken şoför beye günaydın demek, ofise yürürken esnafla merhabalaşmak, bunları bile aramıyorum artık. Bana bulaşmasınlar yeter duruma geldik. Yolda yanlışlıkla birine çarpsanız, kusura bakma demek için ağzınızı açmanıza fırsat kalmadan yiyorsunuz küfürü kalayı.

Üzülüyorum, yıpranıyorum, kalabalıklardan kaçmaya başlıyorum, yoruluyorum ve yalnız değilim böyle hissederken. Çevremdeki bir çok kişi de benimle aynı şikayetlerde. Hatta bence küfürü kalayı basan kişi bile o sırada farkında olmasada, o davranış şeklini seçerek yine kendisini yıpratıyor.

Bu kadar stres nereden geldi üzerimize?

Şimdi de stres nedir ona bakalım sözlükten. İki ayrı stres çıkıyor karşımıza. Biri Güncel Türkçe Sözlükten; stres: İng. stress tıp, Ruhsal gerilim. Diğeri ise; Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğünden; stres İng. stress 1. Canlı organizmasında savunma uyandırıcı etkilerle (stres faktörü) buna karşı oluşan savunma mekanizması. 2. Dayanıklılığı azaltan fiziksel veya mental gerilim, gerginlik. 3. Canlıların yaşamı için uygun olmayan koşullar.

Gördüğünüz gibi canlıların yaşamı için uygun olmayan koşullar diyor. Bu kadar gerilim, gerginlik, dayanıklılığın kalmaması, neden kaynaklı bilmiyorum ama bildiğim şey bu gidişatın gidişat olmadığı. Üstelik benim de bunu söylemek için genç yaşta olmam. Ben ve benim yaşımdakiler artık bu hissiyatta ise geleceğimizden endişe etmek gerek. Ve herkesin durup düşünmesi, sakinlemesi. Görünen o ki, geleceğe doğru giderken ilermek yerine geriliyoruz (iki anlamıyla da; hem geri gitmek hem gerilmek anlamıyla).

Dün arkadaşlarımızla konusu geçti Einstein’ın bir lafından bahsediyorduk. Söylediği şu sözün doğruluğu artık yavaş yavaş kanıtlanıyor sanırım.

“I know not with what weapons World War III will be fought, but World War IV will be fought with sticks and stones.” Albert Einstein, Physicist (1879 – 1955)

“3.Dünya Savaşı hangi silahlarla yapılır bilemiyorum ama 4.Dünya savaşı taşlar ve sopalarla yapılacak.”

iyi tarafından bakmak….

Cuma, Haziran 17th, 2011

Hayatın güzel olduğu anlardan biri. Güneş batıyor. Hava çok güzel. Hayatımızdan bir gün daha eksilmesine rağmen maviyle buluşan kırmızılık o kadar güzel ki, bizi mutlu bile ediyor. Bak görüyor musun hayatımızdan bir gün daha eksildi, tüh tüh vah vah diye düşünmüyoruz. Ne kadar güzel yaşıyoruz diye düşünüyoruz.

Aynı şekilde doğumgünleri kutlanırken de mutlu oluyoruz. Bugün bir arkadaşımızın doğumgünü mesela, birazdan onun partisine doğru yol alıp, istanbul’un, boğaz manzarasının, gün batımının keyfini çıkaracağız. Sevdiğimiz arkadaşlar buluşacağız. Biten bir şeyi kutlayacağız. Gün bitişinde, biten bir yaşı kutlayacağız. Üzülmeyeceğiz bitiyor diye. Ne güzel geçirdik, darısı yeni gelecek yılların, yaşların başına diye kutlayacağız. Sanki ömrümüz hiç bitmeyecekmiş gibi.

Dayım da aramızda olsaydı katılırdı bize. O gideli bir sene olacak 22sinde ama bana sanki aramıza katılacak ve hepimize nasıl eğlenilir, hayat nasıl güzel yaşanır öğretmek için birazdan kapıyı çalacak gibi geliyor.