Posts Tagged ‘internet’

internette ‘sinemis candemir’ hakkındaki bilgiler

Cuma, Temmuz 15th, 2011

İnternet dünyasında sağlıklı bilgiye nasıl ulaşılacağını kullanıcılarının çoğu bilir. Ama ben bilgisayar, internet, web üzerinden bilgiye ulaşmayı henüz tam olarak bilmeyenler için işlerini kolaylaştıracak bir şey yapmak istiyorum.

Diyelim ki benim hakkımda bilgiye ulaşmak istiyorsunuz, Google isimli siteye girip ‘sinemis candemir’ yazınca an itibariyle 0.07 saniye içinde 76bin sonuç çıkıyor. Bu sonuçlar arasında ilk sırada göreceğiniz, zaten bu yazıyı da okuduğunuz ortam olan www.sinemiscandemir.com yani benim resmi internet sitem. Resmi kelimesini sevmesem de sanırım internet sitesinin bana ait olduğunu, yönetiminin benim tarafımdan yapıldığını vurgulamak için gerekli bir kelime. Yoksa pek de resmi bir insan sayılmam :) Neyse konuyu dağıtmayalım…

Gelelim Googledan 76bin sonuç önümüze döküldüğünde ne yapacağımıza. Zaten ilk sırada çıkarak işinizi kolaylaştıran resmi web sitemden, benimle ilgili tüm doğru bilgilere, okuduğum okullar, çalıştığım projeler, yaşadığım hayat vs.den bana ulaşabileceğiniz elektronik posta adreslerine kadar her şeyi bulabilirsiniz. Bunun dışında yine benim yönettiğim twitter, facebook, google+ vs hesaplarımdan da beni takip ettiğinizde benim hakkımda yeterli bilgi edinmiş olursunuz. Zaten oldukça sade ve şeffaf bir hayatım var.

Bunlar dışında bu kızın kendi kendini anlatmasını boşver, bakalım başkaları ne demiş onun için derseniz, artık orada benim yapabileceğim bir şey yok :) Zamanınız varsa 76bin sonuca teker teker bakarsınız, yoksa arada seçtiklerinizden bir fikir edinirsiniz. Sadece gerçek hayatta duyduğumuz her şeye inanmadığımız gibi internette de okuduğunuz her şeyin doğru olmadığını hatırlatmak isterim.

Şu an okuduğunuz web sitemin dışında bana ulaşabileceğiniz linkler (gerci çoğunlukla kullandıklarım twitter ve google+ digerlerini pek verimli kullanmıyorum):
Twitter / Facebook Official Page / Quora (sorularınıza cevap bulabildiğiniz bir site) / LinkedIn / FriendFeed / Stumbler Sinemis / Formspring (gerçi şu ara kapalı tutuyorum) / Tumblr ve son gözdemiz Google+

Tüm bunları niye yazdım? Ben çocukluğumdan beri bilgisayar, internet ve teknojik gelişmelere hep ilgi duydum hep de bunlarla uğraştım. Belki bu yüzden internette bir şey aradığımda nerelere bakacağımı, kimlere soracağımı iyi kötü biliyorum. İnternet leb-i derya, ama bu uçsuz bucaksız denizde o kadar çok bilgi var ki doğru bilgiye ulaşmak da ayrı önem kazanıyor. Eğer benim hakkımda doğru bilgiye ulaşmak isterseniz de size bir yardımım olsun istedim.

Son olarak insanların internet dünyası içerisindeki etkilerini hesaplayan bir siteden bahsedip bu yazıyı kapatayım. Artık kişilerin diğer insanlara etkilerini ve kimlerden etkilendiklerini de klout birimiyle ölçeceğiz galiba.

Sevgiler….

senden benden bizden, ondan bundan sundan

Salı, Nisan 6th, 2010

Eskiden günlük yazardık. Kimseler okumaz görmezdi. Öylesine bırakırdık kelimelerimizi deftere. Akıtırdık düşüncelerimizi. Kimse görmeyeceğine göre kimse de yorum yapamazdı.
Ama ne zaman ki büyüdük, insanlar düşüncelerimize, yazdıklarımıza, savunduklarımıza göre bizleri yargılar oldular. Orada korku başladı. Yargılanma korkusu, yanlış anlaşılma ve etiketlenme korkusu.
Biz büyüdük, teknoloji gelişti, eskiden yazdığımız günlük defterleri, ajandaları, internet sayfaları olmaya başladı. Eskiden elimiz yetişemezdi düşünce hızımıza artık 10 parmak klavye bilgimiz yetişemiyor. El yazımız kullanmaya kullanmaya okunmaz hale geldi.
Yazık!
Biz yaşlandık, yaş aldık ve nostalji başladı. Eskiye duyulan özlem!
Eskiden çocuktuk, gençtik korkmadan yazardık. Şimdi ise kimsenin yazanı tanımadığı yazılarımıza hasret kaldık.
Ben interneti, blogları biraz erkence kullanmaya başladım. Kimseler bilmezdi, bu kadar popüler de değildi. Yazardım öylesine, büyük okyanusa bırakırdım kağıttan kayıklarımı… Kim görecek kim bilecekti… Bilse de okyanusa şişenin içinde notlar bırakmak, bir gün birinin onları bulması, başkalarının şişelerini bulmak keyifli bir oyundu. Gizemliydi, eğlenceliydi. Ama önce aile, sonra arkadaşlar, sonra tanımadığın takipçilerle arkadaş olmaya başlamalar derken, yazıların gizemi kayboldu sanki. Otokontrol girdi devreye.
Daha önceleri çok kafaya takılmayan ‘başkaları ne der?’ düşüncesi bırakmaz oldu beynin bir köşesini ve heves kaçtı.
Eski günlüklerimi özlüyorum. Eski ben’i özlüyorum.
Korkmadan, çekinmeden kendini açan, herkesle paylaşan eski ben’i….