Sondan Sonra

Şiddet yanlısı olmayanlar, bir gün gelip de şiddete maruz kaldıklarında ne olur? Tehlikede olan bu sefer kendi canlarıysa acaba şiddetle mi karşılık verirler? İlk önceleri vermese ve anlamaya çalışsa bile, karşı taraf özgürlük sınırlarını geçtiğinde ne olur? Şiddet artık canına kast eden noktaya vardığında nasıl tepki verir? Hala ben şiddet yanlısı değilim diyebilir mi? Başka şekillerle kurtulmaya çalışabilir mi? Yoksa sonunda bu çelişkilerle beraber şiddet uygulamaya başlar mı o da, inanmasa da..

Peki bu durumdan anladığımız; şiddet yanlısı olmasan da, her ne kadar empati kurabilsen de, demokrasiye inanıp, özgürlükleri savunsan da, kast edilen kendi canın olduğunda düşünceler değişebiliyor, cümlesi midir? Hayvani dürtülerimiz öne geçip bizi de şiddet yanlısı hale getirebiliyor mu?

Peki acaba şiddet yanlısı olan biri acaba geçmişinde nasıl bir şey geçirmiş olmalı ki şimdi şiddeti savunur, istediklerini şiddet uygulayarak yaptırıyor olmuş olsun.

Zor kavramlar, içinden kolay çıkılamayan psikolojik durumlar, kimin haklı kimin haksız olduğunun artık karıştığı, empati kelimesinin ve anlamının artık anlamsız geldiği bir, iki saat için, biraz düşünmek, eve döndüğünüzde dayanamayıp bu kafanızdan geçenleri web sitenizde paylaşmak için Duru Tiyatrosunun yeni oyunu ‘Sondan Sonra’yı tavsiye edebilirim.

Belki izleyiciyi rahatsız edecek, belki de biraz yorucu bir oyun, ama bir oyuncu olarak oynamak isteyeceğim bir rol. Zorlu bir rol, yaratıcı bir rol, mazoşist oyuncu tabiri olacak ama keyifli bir rol. Ahu Türkpençe’yi de Emre Kınay’ı da çok beğendim ve gıptayla izledim. Oyunun sonunda suratlarındaki ve vücutlarındaki yorgunluk tatlı ve selamda o yorgun vücutlarındaki gözlerde gizli bir tatmin olma duygusunun pırıltısı görülebiliyordu :)

Ellerine sağlık!

Tags: , , , ,

Leave a Reply