senden benden bizden, ondan bundan sundan

Eskiden günlük yazardık. Kimseler okumaz görmezdi. Öylesine bırakırdık kelimelerimizi deftere. Akıtırdık düşüncelerimizi. Kimse görmeyeceğine göre kimse de yorum yapamazdı.
Ama ne zaman ki büyüdük, insanlar düşüncelerimize, yazdıklarımıza, savunduklarımıza göre bizleri yargılar oldular. Orada korku başladı. Yargılanma korkusu, yanlış anlaşılma ve etiketlenme korkusu.
Biz büyüdük, teknoloji gelişti, eskiden yazdığımız günlük defterleri, ajandaları, internet sayfaları olmaya başladı. Eskiden elimiz yetişemezdi düşünce hızımıza artık 10 parmak klavye bilgimiz yetişemiyor. El yazımız kullanmaya kullanmaya okunmaz hale geldi.
Yazık!
Biz yaşlandık, yaş aldık ve nostalji başladı. Eskiye duyulan özlem!
Eskiden çocuktuk, gençtik korkmadan yazardık. Şimdi ise kimsenin yazanı tanımadığı yazılarımıza hasret kaldık.
Ben interneti, blogları biraz erkence kullanmaya başladım. Kimseler bilmezdi, bu kadar popüler de değildi. Yazardım öylesine, büyük okyanusa bırakırdım kağıttan kayıklarımı… Kim görecek kim bilecekti… Bilse de okyanusa şişenin içinde notlar bırakmak, bir gün birinin onları bulması, başkalarının şişelerini bulmak keyifli bir oyundu. Gizemliydi, eğlenceliydi. Ama önce aile, sonra arkadaşlar, sonra tanımadığın takipçilerle arkadaş olmaya başlamalar derken, yazıların gizemi kayboldu sanki. Otokontrol girdi devreye.
Daha önceleri çok kafaya takılmayan ‘başkaları ne der?’ düşüncesi bırakmaz oldu beynin bir köşesini ve heves kaçtı.
Eski günlüklerimi özlüyorum. Eski ben’i özlüyorum.
Korkmadan, çekinmeden kendini açan, herkesle paylaşan eski ben’i….

Tags: , ,

Leave a Reply